AMASRA İLÇEMİZİN SANAL TURLARI

Güzel Amasramızın havadan panoramasına buradan ulaşabilirsiniz.

AMASRA


Tanrı’nın yaratmak için ne kadar uğraştığı bilinmiyor. Bilinen tek şey; Plinius’un “Zarif ve Güzel” dediği Amasra’yı, Niketas “Dünyanın Gözü”ne, Cenovalılar “Çiçekli Kale”ye, “Gölge Etme, Başka İhsan İstemem” diyen Diojen “Bir Denge” ye, Türk Sanat Müziği’nin duayeni Zeki Müren de “Portofino” ya benzetmiştir. 1460 yılındaki fetih sırasında, Fatih Sultan Mehmet manzaradan çok etkilenmiş olmalı ki, yardımcısına, “Lala Lala Çeşm-i Cihan Buramı Ola” diyerek, hayretini gizleyememiştir.

Amasra’yı egzotik kılan 7 tepe, bir yarım ada ile iki ada ve iki körfezden oluşan doğal yapı ile yeşilin cennet imajına bürünmüş orman örtüsüdür. Bu özelliklerinden dolayı, turizmi 1940 yılında başlatmış ve Türkiye’nin ilk turizm kasabası olma ünvanını sahiplenmiştir. Şehrin antik çağdaki adı, susam diyarı manasına gelen “Sesamos”tur. M.Ö. 3. yy’da Amasra’yı yöneten kadın liderin (Amastris) adı, Osmanlılar’a esin kaynağı olmuş ve şehrin ismi bundan böyle “Amasra” olarak kabul görmeye başlamıştır.

Bu eski şehrin ilk sahibi Amazonlardır. Amazonlardan sonra, Fenikeliler, İonyalı’lar, Kayralılar, Akalar, Persler ve Amastiris dönemini müteakip, Pontuslular, Romalılar, Bizanslılar, Osmanlılar Amasra’yı yurt edinmişlerdir.

ULUS İLÇEMİZİN SANAL TURLARI

Yeşil cennet Ulus. Havadan panoramasına buradan ulaşabilirsiniz...

ULUS


Ulus’un tarihinin M.Ö.3000 yıllarına kadar dayandığı kabul edilmektedir. M.Ö.800 ile 2000 yılları arasında bölgeye önce Doğudan, sonra Batıdan akınlar ve göçler olmuş, Hititler ile Çağdaşı Gasgolar uzun süre bu bölgede barınmışlardır. Anadolu Selçukluları zamanında Ulus Candaroğlu Beyliğinin sınırları içinde kalmıştır.

   Osmanlılar zamanında ilçe küçük bir yerleşim merkezi olarak kalmış, herhangi bir ticari, siyasi ve askeri olaya sahne olmamıştır. İlçenin isminin “üleşmek” mastarından türeme ve ilk biçimi “ülüş” olup Moğolca’ya “ULUS” şeklinde geçerek içinde yaşayan insanlarla birlikte Ülkenin bir şehzadeye verilen bölümü anlamına geldiğini ifade etmektedir. Uluslu İbrahim Hamdi Efendi ( 18.yy başlarında ) kaleme aldığı ” Atlas ” adlı eserinde ” Ulu yaylak ve Gökbeli ormanları, değil Osmanlı’ ya bütün cihana yeter ” diyerek bölgenin bitki örtüsü hakkında bize bilgi vermektedir.

Ulus, Safranbolu İlçesine bağlı nahiye durumunda iken 8 Ağustos 1944 yılında İlçe olması nedeni ile Zonguldak İline bağlanmıştır. 28 Ağustos 1991 gün ve 3760 sayılı Kanunla Bartın İlçesinin İl olması üzerine Ulus, Bartın İline bağlanmıştır.

KURUCAŞİLE İLÇEMİZİN SANAL TURLARI

Kurucaşile ilçemizin havadan panoramasına buradan ulaşabilirsiniz.

KURUCAŞİLE


3OOO yıllık bir tarihi olan ilçenin ilk Çağda Fenikeliler basta olmak üzere Miletoslu ve Megaralı gemiciler tarafından kurulan Kromna adında bir site olduğu çeşitli kay­naklarda belirtilmektedir. İlk devreleri bilinmemekle birlikte ilk Çağda Kromna’da para basıldığı bilinmektedir.   Kromna’nın eski bir kent olduğu İlyada Destanı’nda anılmasından belli olmakla birlikte,  kentin kuruluş ya da ilk Çağda  tarihçesi aydınlatılmamıştır.

Roma,  Bizans ve Ceneviz hakimiyetin­den sonra yörede görülen ilk Türk komutanı,  Kutalmış Oğlu Süleyman Bey’in komutasındaki Kara Tigin’dir.  Yıldırım Beyazıt 1395’te bu bölgeyi Candaroğulları’ndan alarak Osmanlı hakimi­yetine katmıştır. Cumhuriyetin ilânı ile beraber 1957 yılına kadar Bartın kazasına bağlı bir nahiye olarak kalan Kurucaşile,  bu tarihte çıkarılan bir kanunla Zonguldak iline bağlanmış,  1991 yılında Bartın’ın il yapılmasıyla beraber Ulus ve Amasra ile Bartın’ın üç ilçesinden biri olmuştur. 09.  1957 tarihinde ilçe olan Kurucaşile’de 4 mahalle ve 28 köy bulunmakta,  yüz ölçümünün %40’ı ormanlarla kaplı olan ilçede köylerin büyük çoğunluğu orman köyü statüsü taşımaktadır.